İkisini seç:
- Güzel
- Hızlı
- Ucuz
Genelde sağda solda anonim olarak söylenmiş bir laf olarak duymuş olma ihtimaliniz fazlada olsa “Wexelblat” soyisimli anonim bir kişi tarafından söylendiğini bulabildiğim bir laf aslında bu. Hangi Wexelblat tarafından söylendiği meçhul ama ufak bir araştırma ile yüksek ihtimalle Richard Wexelblat olduğu kanısındayım.
Neyse kimin söylediğinden çok, ne söylediği daha önemli aslında. Özetle denmişki, bir programın planlamasını yaparken bu üç şeyden sadece ikisini bir arada bulundurabilirsiniz.
Ya güzel ve hızlı olur ama pahalıya mal olur, ya hızlı ve ucuz olur ama güzel olmaz ya da güzel ve ucuz olur ama o da zaman alır. Biraz biraz planlama ile haşır neşir olduysanız çok mantıklı bir söz olduğunu hemen anlarsınız keza bütün projeler bu doğruluk etrafında şekillenir. Bu olayın ana temelinde yatan aslında piyasa sistemidir.
İktisatçı olduğum için işe bunu sokmak telaşında değilim fakat, iyinin pahalıya alındığı bir sistemde bu denklemin kendiliğinden oluşması oldukça doğal. Denklemin diğer bacağıda iyinin hızlı olması durumu. Yani pahalıya çalıştırılan iyi programcıların kötü programcılardan daha hızlı çalışması durumu değişmedikçe bu denklemde değişmeyecek. Bu denklemi aslında bu kadar basit bir cümleyle açıklamak biraz yanlış şöyle bir matrisle anlatmak daha doğru olur sanırım
| Programcı | Hız | Para | Sonuç |
| Başarılı | Yavaş | Çok | Çok İyi |
| Başarılı | Hızlı | Çok | İyi |
| Başarılı | Yavaş | Az | İyi |
| Başarılı | Hızlı | Az | Kötü |
| Başarısız | Yavaş | Çok | İyi |
| Başarısız | Hızlı | Çok | Kötü |
| Başarısız | Yavaş | Az | Kötü |
| Başarısız | Hızlı | Az | Çok Kötü |
Şöyle bir mantık geliştirdik; 3 tane temel girdimiz var programcı, hız, para bunların değerleri var: Programcı için başarılı = 1, başarısız =0 ; Hız için yavaş=1 , hızlı = 0 ; Para için çok=1, az=0. Bu üç değerin sonucundaki toplamlara göre oluşan sonuçlara göre; çok iyi=3 , iyi=2, kötü=1, çok kötü=0.
Şimdi incelemeyi yaparsak: iyi ve üstü bir sonuç bulabilmek için 4 adet olasılığımız mevcut bunlardan kırmızı ile işaretliler iyi programcının ucuza çalışmaması dolayısı ile elenirler (kural 1). Sarı ile işaretli olanlar ise planlayanın yavaş çıktı istememesinden dolayı elenirler (kural 2). Yeşil ile işaretli olanlar ise planlayanın çok para harcamak istememesinden dolayı elenirler (kural 3). Bu anlamda hiç bir şekilde ucuza hızlı ve iyi bir program ortaya çıkarılamaz diyebiliyoruz. Bu üç kuralında temel noktası aslında piyasa kurallarında başkası değil. Ortaya çıkan kuralları incelersek:
Birinci kuralda, iyi bir programcı ucuza çalışmaz doktrini ortaya çıkar ve bunun ortaya çıkış sebebi programcının iyi olabilmesi için iyi bir deneyim, iyi bir eğitim ve beceri sahibi olması zorunluluğudur. Üç temelden deneyim zamanla, eğitim parayla, beceri ise şansla ilgili şeyler olduğundan üç kıstasın bir arada bulunması ve iyi bir programcı ortaya çıkarması durumunun güçlüğü piyasada az bulunmasını, kısaca pahalı olması zorunluluğunu ortaya çıkarır. Biraz daha farklı bir düşünme yapalım. Bu üç kıstastan eğitim, devlet ve onun politikaları ile ilgili, deneyim ise piyasanın büyüklüğü ve geçmişi ile ilgili, yani programcının deneyim sahibi olması için öncelikle çalışabileceği bir ortam ve bu ortamın eski olması lazım ki o zaman dilimi içinde çalışıp deneyim kazanabilsin. Bu da dolaylı olarak genel ekonomik durumla ve dolaylı olarak devlet ile ilgili. O zaman devlet politikası olarak yazılım sektörünün genişletilmesi ve derinleştirilmesi için gerekenler yapılıp eğitim olanakları ucuza sağlanabilse, dış piyasalardan daha avantajlı olarak iyi programcıyı daha ucuza çalıştırabileceğiz (bkz. Hindistan örneği)
İkinci kuralda, planlayan bağlı olduğu kurumun temsilinde olduğundan hiç bir firma kapitalist sistemde yavaş çıktı süreçleri istemez. Çünkü az zamanda çok iş yapmak ve bu ek artan zamanda yine daha çok iş yapmak kapitalizmin ana temellerinden birisidir. Siz X programı 1 ay da yazarken, başka bir firma benzer işi yarım ay da yazar ise diğer 15 günlük sürede sizden daha fazla çıktı ve gelişme sağlayacaktır. O yüzden eğer kapitalist bir ekonomik sistemde faaliyet gösteriyorsak bu kuralla ilgili yapabileceğimiz bir şey maalesef yok. Az zamanda çok iş.
Üçüncü kuralda, yine planlayan bağlı olduğu firmayı temsil ettiğinden az para ile çok iş yapmak istemesi gayet normaldir. Bu da yine kapitalist sistemin bir başka temel dayanağıdır, az para ile çok iş. Yine siz bir X işi için A kadar maaliyete katlanırken, bir başka firma A/2 kadar bir maaliyete katlanıyorsa, her üretim sürecinde sizden 2 kat fazla avantajlıdır bu da 2 kat fazla büyümeye tekabül eder. O zaman bu da değişmez bir kural. Az para ile çok iş.
Her şey yerine oturdu gibi düşünüyorsunuz belki ama 3 kuralda biraz esneme payımız var. Teknoloji, özellikle de yazılım sektöründe tersine işleyen bir durum mevcut bu kural için. Bu tersliğin ana temelinde yatan yazılımın bir kez üretilip sonsuz kez çoğaltılan bir ürün olması yatıyor. Yani bir yazılımı üretmek demek sadece onun bir örneğini ortaya çıkarmakken, bir endüstride mesela bir masa üretmek demek onun her bir kopyasında aynı eforu sarfetmek demektir. Bu yüzden bir firma yazılım firması iken bir X ürününe mesela 100.000 $ kadar masraf yaparken bir sanayici başka bir Y malına 1$ kadar masraf yapıyorsa, X ten 200.000 kopya satınca tüm toplam maaliyet olsun olsun 101.000 $ kadar olurken, Y nin 200.000 kopyası 200.000 $ kadar olur. Kısaca yazılım sektörü bir kez üretip sonsuz satan firmadır. O yüzden üretim maaliyetlerindeki açmaz satış oranı ile doğrudan bağlantılıdır.
Bill Gates’in önceki postlardan birinde yazdığım kalkınma mantalitesinin doğruluğuda burda yatar. 3 – 5 kişinin kullanacağı bir A programı ortaya çıkarmak yerine milyonların kullancağı B programını üretmeyi tercih etmiştir. Bu sayede az satılacak A programı için kısıtlı bütçeler ve kötü çıktılarla az bir kar marjında çalışmak yerine, B programı için dolgun bütçeler ve o dolgunluğun çok katları şeklindeki fazla kar marjlarında oynamayı seçmiştir. O yüzden bu üçüncü kural büyük kapsamlı projelerde yoksayılabilir. Ki eğer yoksayılmazsa ortaya çıkacak programı satın alacak kişi sayısı kalitenin düşüşü ile birlikte az olacağından edilen kar da az kalacaktır.
Neyse toparlayalım, kısaca bu kuralın geçerliliği kesin, ancak bunu esnetmek için iki durumumuz var ya eğitim ve piyasa olanaklarını genişletip programcı maaliyetlerini ucuzlatacaksınız ki bunu Hindistan yaptı ve yapıyor. Bu sayede adım adım dünyanın outsource devi oldu. Ama onların yapamadığı şey de 3. maddeki olay ki o da “yüksek maaliyetli çok iyi programlar ortaya çıkar ama bunları mutlaka milyonlara satabil” den başka bir şey değil. Eğer biz bu iki maddeyi bir arada gerçekleştirebilirsek inanılmaz yerlere gelmemiz içten bile değil.

Post a Comment