Skip to content

Kimdir ?

1982 yılında Ankara’da doğmuş, hayatının şu ana kadar ki yaşanan büyük bir kısmını bilgisayarlar ve elektronik devreye sahip geriye kalan binlerce cihaz arasında geçiren bir kişiyim. Beyaz tenli bol sivilceli ve kalın camlı gözlüklere sahip bir insan tasviri göz önüne gelmesi muhtemeldir. Ancak esmer, az sivilceli, gözlüksüz programcı olmaz diye bir kaide olmaması lazım.

Bilgisayarlardan arta kalan zaman olmadığı için buraya resim yaparım, kitap okurum gibi insani aktivitelerden yazamayacağım. Çünkü 24 saatin bilgisayarsız geçirdiğim süresinden uyku ve ihtiyaç sürelerini çıkarınca çok bir zaman kaldığını söyleyemem sanırım.

Tabi suretle bu demek değildir ki, bilgisayar kullanabilen bir bitki ile benzer yanlarım çoktur. Hayır, hareket edebilme, konuşma, dinleme gibi bazı temel noktalarda ayrılırız. Ancak bazı çalışma zamanlarımda bitkiden farksız kaldığımda bir gerçek.

Blog işleri aslında çok sevdiğim ama bir o kadar da ilgisiz kaldığım bir mecra, keza her 4 ay da bir mütemadiyen ne oldu benim blog diye bakar, bulunduğu yeri beğenmez yeni bir yere taşır ilgilenirim canım blog’umla. Bu gelgitleri olan ilişkimizde msn space, blogspot tan sonra wordpress le son vermiş olmayı umuyoruz. Ortak kanaatimiz bu yönde.

Neyse sayfanın başlığı neydi: Kimdir ? özetle bilgisayar saplantılı bir insanım, evet kısa öz bir tanım oldu sanıyorum. Çocukluktan beri olan elektronik merakımın son halkasıdır aslında bilgisayarlar. Genelde ikizler burcunun bana yegane katkısı olan maymun iştahımı bastırmayı başaran tek elektronik alet bilgisayar olduğundan uzun bir süredir bu cihazlarla düzeyli bir ilişki yaşıyorum. Sürekli değişmeleri ve merakımı sürekli canlı tutması, “yenilik çıksın – öğren – kullan – yeni bir yenilik çıksın” şeklindeki döngüde dönüp durmamın bir sonucu sanıyorum bu. Yıllar evvel ilk bilgisayarlarla haşır neşir olurken “ne güzel abi program yazılıyormuş” şeklindeki söylemimle girdiğim ana döngümün içinde yıllar yıllar içerisinde ne denli yol katettiğimi bu satırları yazarken hayret ve korku içerisinde bir kez daha gözden geçirdim sayın seyirciler.

Evet ana döngüm programlama, ancak genele bakınca ne kadar amelelik varsa bu cihazla bağdaşan hepsinde az çok bulundum. Vakti zamanında 3D de çalıştım, halen 2D tasarımlarda yaparım, sunucu ve sistem tarafında bulundum, kablo çektim, rj45 bastım, lehim attım, format attım vs… toplamda tüm yaptıklarım merakımın bir sonucuydu, aslında sebebiydi de, “ne güzel olur söyle bir şey” diye başlayan cümlelerle girdiğim yeni açılımlarda pek kapanımlar olmadı şimdiye kadar, o şeyi öğrenince onunla bağlantılı başka bir şey, sonra onunla bağlantılı … sonu olmayan bir kuyunun içi gibi gittikçe basit olan, temel olandan uzaklaşıp karanlıklarla kaplı ama gizli cazibeli olana gidiş. Biraz fazla şiirsel oldu sanırım.

Ancak bu bilgisayar işini hobi olarak gördüğüm için olsa gerek ki, en sevdiğim ve hayatımı kazandığım programlama dışında bu kadar kısma el attım. Çoğunda da başarılı oldum sanıyorum. Ya da olmadım kendimi kandırıyorum bilmiyorum.

Tamam tamam bilgisayarlar dışında da bir hayatım var. Naçizane 6 yılda bitirdiğim bir iktisat bölümüm var mesela, orada kazandığım türlü türlü arkadaşlarım, dostalarım çevrem var. Evin dışında ya da iş te olmadığım sürelerde bu çevre ile vakit geçiririm. Müzik dinlerim, evet müzik. Sanırım en sosyal olan tarafım bu. Literatüründe easy-listening denen türe giren tüm müziklere bir ilgim vardır. Ama bu türün en ağırlıklı alt dalını caz oluşturur. Üniversitede kazandığım bir zevk bu, yoksa akşam yemeğinde caz dinleyip kırmızı şarap içen bir ailenin evladı değilim. Caz’ın doğaçlama ve bir kurala uymayan tavrını seviyorum sanırım. Aynı parçayı her dinlediğimde farklı bir noktasını keşfediyorum gibi oluyor. En yoğun ilgilendiğim dönem 1955 – 1965 yılları arasını kapsayan modern caz dönemi. 2007 Ocak ayından itibaren bu caz merakımı bir adım ileriye götürüp bir radyo programına dönüştürdüm. Her cumartesi akşamı 00:00′da 1 saatlik SourJazz isimli bir program hazırlayıp sunuyorum ek$i sözlüğün offical radyosu sourberry de. Bu aktivitenin hayatımda önemli bir yeri yok gibi dursada bana çok faydası olduğunu söylemek zorundayım. Öncelikle benimle aynı şeyleri dinlemeyi seven bir topluluğa dahil olmamı sağladı ki yeni ve sağlam dostluklar getirdi bu. Sonra insanlara hitab etme, düşünürken konuşabilme gibi temel bazı iletişim yeteneklerimi geliştirip sosyal bir evrimime de yol açtı diyebilirim.

Sanatsal bir aktivite saymak uçuk olur belki ama değişik türde foto-manipülasyonu çalışmalarıyla haşır neşirim uzun zamandır. İlk başlarda sadece desatürasyon ile ilgilenirken son zamanlarda color-correction olaylarına da merak sardım. 2005′den beri böyle bir hobim var, canım sıkıldığında ya da bir istek olduğunda bir kaç saatte bir çalışma meydana getiriyorum. Deviantart’ta tüm hepsi yayınlı durumda sanıyorum. Bir kaç tanesi özel nedenlerden sümen altı ama geneli orda var. İlk başladığım zamankilere bakınca zaman içerisinde tekniğimi oldukça ilerletmişim onu farkettim. Bağlantılar kısmında olması lazım deviantart’ta ki sayfamın.

Neyse işte temel olarak kimdir ? sorusunun cevabı bu olsa gerek….